Kültür I


Gerek günlük hayatta, gerekse sosyal, politik ve ekonomik tahlillerde çokça kullana geldiğimiz bir kavram “kültür”. Peki, kültür nedir? Aslında cevabını zihnimizde oluşturduğumuz ama sözcüklere dökemediğimiz bir soru. Bununla birlikte birçok ayrı bilimsel disiplince farklı farklı tanımlara maruz kalmış, birçok şeye –amiyane tabirle- bulaşmış bir olgu.


Genel kabul görmüş tanımlar ve teoriler üzerinden bir ham bilgi vermek ve bu bilgi ışığında güncele dair yorumları da okuyucunun takdirine bırakmayı uygun görüyorum. (Bundan evvelki yazılarımın birçoğunda yaptığım gibi. Dolayısı ile okuyucu yazıdan kesin yorumlar ve çözüm önerilerinden ziyade yine bolca soru işareti ile karşılaşacaktır.)


Kültürü, insan tarafından yapılan, beraberinde sübjektif ve objektif elementleri içeren, daha önce denenmiş ve uygulayıcılarına hayatın pratikliğinde yaralara sağlamış, bir grup tarafından paylaşılan, ortak dil-zaman-mekân üzerine kurulmuş bir bütün olarak tanımlayabiliriz. Gelin bu uzun ve karışık cümleyi sabırla değerleyip, özenle üzerinde kafa yoralım.


Kültür insan tarafından belirlenir. Yani ona işlerlik kazandıran, yaşatan, değiştiren ve ortadan kaldıracak olan yegâne faktör insandır. Bu hali ile insan dışı bir unsurun kültüründen söz edemeyiz. Dolayısı ile kaynağı ilahi olan hiçbir inanç insana bir kültür sunamaz. İlahi bir kültürden bahsetmek bu açıdan doğru olmayacaktır. (Bu konuya ilerleyen makalelerde din-kültür ilişkisi kapsamında teferruatlıca değineceğiz.)


Kültürü belirleyen sosyal hayattaki insan topluluğu olacaktır.İçerisinde sübjektif ve objektif elementler barındırmasına gelecek olur isek;—Dil, Aile yapısı, ekonomik gelişmişlik vb. haller objektif elementlerdir. Bunlar dışarıdaki bir gözlemci tarafından rahatça algılanıp, analiz edilip, anlamlandırılabilinir.—Din, değerler, normlar vb. haller ise sübjektiftir. Dış bir gözlemci tarafından algılansalar dahi, analiz edilemez ve anlamlandırılamazlar.


Kültür sürekli olarak bu elementleri ile ilişki halinde olup etki oranları ve hızları ilgili toplumun iç dinamiklerine ve özelliklerine göre değişiklik gösterebilir.Kültürün evvelden uygulanmış ve işe yaramış hayatsal pratikleri de bir bileşen olarak barındırdığı bilinmektedir. Bu aynı zamanda, “mekânsal” bağlayıcılık ilkesi dâhilinde ele alınmasını daha uygun bulmaktayım. Örneğin avcılıkla geçinen bir toplumda kültür mekânsal mobiliteden (değişkenlik) etkilenecektir. Kültürün üyeleri avlanmak için sürekli hareket halinde olacak; ufuk ötesini aşıp gözden kaybolacak, ihtiyaç duyulan hayvanı avlayarak yaşam alanına geri dönecektir. Ama tarımsal kültür mensubu olduğu yerde sabit kalıp; orayı ekip biçip, dış tehlikelere karşı koruyacaktır. Bu yaşam tarzları ister istemez zihinsel algıları, düşünsel yapıyı kökten etkileyecektir. Tarım toplumunun ferdi için uzak-yakın algısı; sürekli hareket halinde olan avcı toplumdaki bireye göre farklı olacaktır. İki ayrı kültürün ayrı fertleri ufuk çizgisine baktıklarında farklı şeyler hissedecekler ve düşüneceklerdir.Ortak bir dil kullanılması ve ortak geliştirilen bir gramer, deyim ve atasözleri örgüsü de kültürün birer parçaları olacaktır.


Kültür eğer bir toplumun tamamı yerine bir kısmı tarafından paylaşılırsa, bu kültürü paylaşan gruba “alt kültür grubu” denir. Örneğin Türk kültürü içindeki Karadeniz kültürü bir alt kültür bileşenidir. Ama Karadeniz kültürü başlı başına Trük kültürünü temsil edecek kapsamda değildir. Tıpkı; Ege, Güneydoğu vb. kültürler gibi. Bunların her biri bir alt kültür grubudur.


Makaleler serisi halinde devam etmeyi düşündüğüm bu konu “Kültür” ana başlığında devam edecek. Alt başlıklar olarak ise; kültür-öteki ilişkisi, sosyalleşme, norm- davranış ve bunlara kültürel atıflar, kültürleşme- kültürel uyum-değişim, ethnosenterizm, din-kültür ilişkisi, kolektif ve bireysel kültür farkları vb. konularda devam etmeyi planlamaktayım.Yazı serisinin daha verimli olabilmesi bakımından; lütfen anlaşılmayan noktaları, ek izahat istediğiniz yerleri, ilgili sorularınızı, olası kaynak taleplerinizi yorum olarak iletebilirsiniz.


Abdurrahman AGA 04-12-2007 İstanbul

Hiç yorum yok: