Yaratıcı Kaos Üzerine...


“Başlangıçta kaos vardı.” Yunan mitolojisinin amentüsünün temelini oluşturan bir başlangıç inanışıdır. Önce her şeyin kargaşa ve düzensizlik içinde olduğunu ardından ise bu kargaşadan bir düzenin (kozmos) ortaya çıkacağı fikrini salık veriyor bu inanış.

Bütün mitler, inanışlar bir başlangıç temellendirir ve bu başlangıç üzerine bir hayat, zaman, mekan, insan vb. algılar oluştururlar. Bu doğrultuda Kadim Yunan mitolojisindeki Kaos-Kozmos ilişkisi bir şeylerin oluşabilmesi için evvelinde bir kaosu öngörmekte; dolayısı ile kaos sırasında oluşacak her türlü kargaşayı, kargaşanın getirdiği adaletsizliği, olumsuzlukları vb. halleri meşrulaştırmış olacaktır. Kaos meşrudur, olması gerekir ve geçecektir de; yeni bir düzenin kurulması için.

Kaos-Kozmos düşüncesini Kadim Yunan’daki döngüsel zaman algısı ile beraber düşündüğümüzde ayrı bir fikri pencere bize bir bakış kazandıracaktır. (Döngüsel tarih anlayışı için bakınız; Sekülerizm,Seks ve ilerleme ) Kaos ve kozmos arasında gidip gelen bir tarih ve zaman algısı bize sunulacaktır. Zihinlerimizi az biraz zorlayacak olur isek bu Hıristiyan ve Müslüman tarih-zaman-mekan algısı ile taban tabana zıttır. Kaldı ki iki dinin de başlangıca yaptıkları atıf da hem kendi aralarında hem de Yunan Miti ile farklılık gösterdiğinden bu sonuç kaçınılmazdır da. Ayrıca burada niçin din(ler) ile bir miti kıyasladığım sorunsalı akla gelebilir. Bu konuda yunan mitolojisinin aynı zaman da bir din etkisi ile toplumunu etkilediğini (tıpkı bir ideoloji gibi) hatırlatmak isterim. İdeoloji ve din kıyaslamasında kimi 20.yy. daki Müslüman ve Hıristiyan yazarların ideolojileri de birer “şirk dini” kapsamında tahlil ede geldiklerini de unutmayalım. Şahsi kanaatim bu söz ettiğim yazarlar ile aynı olmamakla beraber salt –algı ve pratik düşünce boyutunda- mitoloji/din kıyaslamasını yapmakta bir çekince görmüyorum.

Bu “yaratıcı kaos” un ne derece din/dinlerce kabul görüp görmeyeceği tartışması bir kenarda dursun; bunun ne derece “insani” olduğunu sorgulamalıyız derim. Son yıllarımıza damgasını vuran dünya üzerinde bir kaos yaşadığımız aşikardır. Milyonlarca insanın birkaç yıl içinde hayatını kaybetmesi; büyük psikolojik ve sosyal yıkımlar bunun birer göstergesi. “Emniyet, huzur, istikrar, refah vb.” bütün kelimeler ağızlarda sakız olmuşken bu kaos bize bir kozmos mu armağana edecek sizce?

Bu soru işareti okuyucuyu meşgul ede dursun gelin güncele bir sıçrayış yapalım. BOP (Büyük Ortadoğu Projesi) ne zaman söylene gelse çeşitli görüşler ortada dönmeye başlıyor. Kimi destekleyelim, kimi uzak duralım, kimi temkinli yaklaşıyor… Ben bunlardan hiç birine bulaşmadan sadece bu planın beslendiği düşünce yapısını hep beraber kendi ön kabulleri dâhilinde sorulara maruz bırakma taraftarıyım. Sonuca da okuyucu kendi doğruları çerçevesinde varsın isterim.

Öncelikle BOP kanaatimce sadece düşüncelerimizi oyalamak için önümüze atılan bir deli saçması plandan başka bir şey değil. Odaklanmamız gereken onun yanlışlıkları, doğrulukları vs. değil arka planda yatan düşüncedir. Ötekini kendinden aşağıda gören; aynı zaman diliminde yaşamış olsa da; onu –ben senin 100 yıl evvelindeyim, sen de benim 100 yıl gerimdesin- diyerek kendince konumlandıran; kendini merkez ve biricik yapan bir düşünce…
Aslında modern sömürünün bir mutasyon hali; artık öyle basit ve kolay bir sömürü yok. Daha komplike bir yapı içinde. Sömürülmek için çağıran sömürgelerin bizzat kendileri olmakta.

Önce bir düşman oluşturuldu. Hayalet gibi bir şey olmalıydı. Kolaylıkla her kalıba sokula bilen; her istediğimize fırlatıp ata bileceğimiz bir “şey”. Terörizm hayli el verişli bir malzemeydi. İstenilen ülkeye atfedile biliniyor; dramatik tablolar sayesinde insanların kalpleri ve beyinleri esir alınıyordu…

“Ya bendensiniz, ya düşmanımsınız.” Sloganı ile hareket eden bir düşünceden bahsediyoruz. Ve kaos başlıyordu tekrardan…Döngüsel tarihe geri dönüyordu insan oğlu. Referansımız da hazırdı; kadim Yunan ne güne duruyordu. İşte felsefe bir cinayetini daha işleyecekti, günaha vebal de bulunmuştu. “Yaratıcı kaostu” başlayan… Ve ardından geleceği vaat edilen bir “kozmos” gelir mi gelmez mi bilmiyorum. Ama milyonlarca kişinin hayatını kaybettiği, milyonlarcasının evlerini terk ettiği…Bunca göz yaşı ile ilerleyen bir kaos gerisinde inşa için ne bırakacak? İskeletlerimizin üzerine bir imparatorluk inşası düşünülüyorsa bilemeyeceğim…

Ve “kaos” adı ona her türlü varlıksal meşruluğu sağlıyordu; insanlar ölebilirler, hayatlar alt üst olabilirdi. Sonuçta bu bir kaostu. Tıpkı devrimi insanların hayatlarında meşrulaştırmak gibi… Bu bir devrimdi, ihtilaldi yanlışlıklar olabilir, insanlar ölebilir, asılabilir; sebep aranmaya bile bilirdi. Arandığında muhakkak bir bahane bulunurdu. O bir türlü nedense gelmeyen güzel yarınlar için onlar feda edilecekti.

….1979 sonu, İran’da devrim olmuştur. O kargaşa içinde “İslamcı olmayanların” temizlenmesi gerekmektedir de. Bir mahkemede molla idam cezası vermek istemektedir ama bir türlü sebep bulamaz. En sonun da idam gerekçesi şöyle sonlandırılır; “Eğer idam edilecek kişi günahsız ise ölünce cennete gidecektir; yok eğer bunu hak edecek günahları işledi ise idamı zaten gerçekleştirilecektir.”…

Örnekleri çoğaltmak mümkün, kendi ülkemizden tutunda; dünyanın birçok yerinde… Yeter ki gözü dönüversin insanın… Bir meşruluk hazırdır günahlar için. Sahi kozmos ne zamandı?
Abdurrahman AGA Ocak-2008 İstanbul

1 yorum:

Adsız dedi ki...

kardesim allahın selamı uzerine olsun.yazını okudum fakat kaosu anlatmanın sebebini tam olarak anlayamadım,tarihi bir bilgi vermekmi yoksa gunumuzde kotuluklere vadolunan bir kılıfmı?velakin bir felsefeyi anlatırken onun karsınıa bir felsefe,inanc duvarı ormen lazım,velakin boyle birsey yapmamıssın.tezini iyi savunmamıssın.iranla alakalı yazdıgın bilgide de bir problem var.lutfen iyi arastırıp sadr dan satıra gecerken kelimeler ALLAH a sıgınıp yazmak daha isabetli olur bence.*Ey iman edenler! Allah için hakkı titizlikle ayakta tutan, adalet ile şahitlik eden kimseler olun. Bir topluma olan kininiz sizi adaletsizliğe itmesin. Adil olun. Bu, Allah'a karşı gelmekten sakınmaya daha yakındır. Allah'a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.(5:8)*